1912 yılında patlak veren Balkan Harbi, Osmanlı Devleti için büyük bir sınav oldu. Birçok cephede mücadele eden Osmanlı askerleri, savaşın zorlukları kadar insanlık dersleriyle de tarihe geçti. Bu savaşın en çarpıcı sahnelerinden biri, cephede yaralanan arkadaşını geride bırakmayı reddeden Osmanlı askerinin fedakârlığı oldu.

Cephede Vefa ve Kardeşlik

Balkan Harbi, Osmanlı’nın Rumeli’deki topraklarını savunmak için giriştiği çetin bir mücadeleydi. Düşman ilerleyişi karşısında zor durumda kalan Osmanlı ordusu, ağır kayıplar verdi. Ancak bu kayıplar içinde askerlerin birbirine olan bağlılığı, dayanışması ve vefası göz kamaştırıyordu.

Tarih kayıtlarına geçen olaylardan birinde, Osmanlı askerleri geri çekilmek zorunda kalmıştı. Ancak bir asker, yaralı halde yerde yatan silah arkadaşını bırakmayı reddetti. Komutanlarının "Onu bırak, yoksa sen de yakalanırsın" demesine rağmen, asker arkadaşını sırtına alarak cepheden çıkarmaya çalıştı. Bu durum, Osmanlı askerinin sadakatini, vefasını ve kardeşlik ruhunu gösteren en etkileyici anlardan biri oldu.

GÜNCELLEME - Adana'daki trafik kazasında hayatını kaybeden 5 kişilik aile son yolculuğuna uğurlandı GÜNCELLEME - Adana'daki trafik kazasında hayatını kaybeden 5 kişilik aile son yolculuğuna uğurlandı

Balkan Harbi'nde Vefa Arkadaşını Geride Bırakmayan Osmanlı AskeriOsmanlı Askerinin Fedakârlığı

Osmanlı askerleri için savaş sadece bir mücadele değil, aynı zamanda bir iman, ahlak ve dayanışma meselesiydi. Bu yüzden yaralı arkadaşlarını düşmana teslim etmek ya da onları geride bırakmak, askerlik ruhuna aykırıydı. Balkan Harbi boyunca pek çok asker, cephede yaralı silah arkadaşlarını sırtlarında taşıyarak onları güvenli yerlere götürmeye çalıştı.

Tarihin tozlu sayfalarında yer alan bu hikâyeler, Osmanlı ordusunun sadece savaş gücüyle değil, insanlığıyla da büyük olduğunu kanıtlıyor. Balkan Harbi'nin zor günlerinde bile Osmanlı askerleri, silah arkadaşlarını asla yalnız bırakmadı.

Editör: Resul Özdil